Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Moskova’da inşası tamamlanan Merkez Camii’nin açılışını geçen ay birlikte yapmışlardı.
Bu açılış öncesinde, iki ülke arasında Suriye’deki iç savaş ve Devlet Bakanı Beşar Esad’ın durumu konusunda, keskin görüş ayrılıkları vardı.
Suriye, Ukrayna, Kırım konularında karşıt kamplarda yer alan Rusya ve Türkiye, bugüne kadar bu karşıtlığı, ekonomi alanındaki geniş çaplı ilişkilere yansıtmadı. Ukrayna krizi nedeniyle, ABD ve AB’nin ambargosuna maruz kalan Rusya, bu dönemde pazarını, başta gıda maddeleri olmak üzere, Türk firmalarına alabildiğine açtı.
2018 Dünya Futbol Şampiyonası’na ev sahipliği yapacak olan Rusya, içinde bulunduğu ekonomik zorluklara rağmen şampiyona ile ilgili milyonlarca euroluk dev tesislerin yapımını sürdürürken, önceliği yine Türk müteahhitlerine verdi.
Türkiye-Rusya ve Erdoğan-Putin ilişkilerinde karşılıklı şantaj dönemini başlatan ise Putin’in Suriye ordusuna ve Esad’a askeri-siyasi desteğini ilan ederek, IŞİD başta olmak üzere, Türkiye ve Batılı ülkelerin “ılımlı muhalefet” olarak nitelendirip destekledikleri muhalif gruplara saldırması oldu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Rusya’nın hava operasyonlarını ve Türk hava sahası ihlallerini, sert biçimde eleştirerek, “Putin’i bir daha da aramam” dedi.
Cumhurbaşkanı, bunun ardından da, bugüne kadar, özenle korunan, ikili ekonomik ilişkileri gündeme getirerek, Rusya için bazı yaptırımları dillendirdi. Türkiye’nin, doğal gaz başta olmak üzere, enerji ihtiyacının yüzde 55’inden fazlasını sağladığı Rusya’dan gaz alımını durdurabileceklerini, 20 milyar dolarlık finansmanla Rusya’nın üstlendiği Akkuyu Nükleer Santrali’ni başka bir şirkete verebileceklerini söyledi.
Erdoğan’ın milyarlarca dolarlık bu tehditlerine aldırış etmeyen Rusya, hemen karşı atağa geçti ve somut ilk adımı, Türk tırlarının, Rusya üzerinden Orta Asya Türk Cumhuriyetlerine yönelik ihraç malları nakliyesinde “transit geçiş” belgelerinde attı. Türk tırlarına, Rusya üzerinden Kırgızistan, Kazakistan, Tacikistan, Moğolistan’a yönelik taşımalarında, transit geçiş belgesi vermeyi durdurdu.
Irak ve Suriye sınırlarındaki çatışmalar nedeniyle Türk tırlarına yollar kapanmış durumda. Orta Doğu ve Körfez Bölgesi’ne yönelik ihracat durma noktasına gelirken, yaklaşık iki milyar dolarlık ihracatın yapıldığı, Orta Asya ülkelerine yönelik mal taşımacılığı da Rusya’nın takındığı yeni tavırla durmuş oldu.
Uluslararası Nakliyeciler Derneği (UND) resmi internet sitesinden yaptığı açıklamada, Rusya transit geçiş belgelerinin “bittiğini” ve ihracatçıların, nakliyecilerin geçiş belgeleri yoksa araçların yola çıkartılmaması uyarısını yaptı.
UND İcra Kurulu Başkanı Fatih Şener, Rusya’nın tutumunu anlayamadıklarını, ihracat ve taşımacılık gelirlerinde, büyük kayıpların söz konusu olduğunu belirterek, tırların sınırlarda beklediğini ifade etti. Bugüne kadar Rusya ile zaman zaman taşımacılıkta sorunlar yaşansa da, transit geçişlerde, böyle bir durumun, ilk olduğunu kaydeden Şener “Ekonomi böyle taşınamaz” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Suriye’deki Rusya operasyonlarına tepki olarak, ekonomik şantaja başvurması, aslında pek de gerçekçiliği olmayan bir yaklaşım. Nedenine gelince, Türkiye ile Rusya arasındaki doğal gaz anlaşması, uzun vadeli ve “al ya da öde” kuralını içeriyor. Dolayısıyla, Türkiye Rusya’dan gaz almayı durdursa bile, parasını ödemek zorunda.
Akkuyu Nükleer Santrali konusunda ise ikili anlaşma imzalandı ve bu anlaşma, TBMM tarafından onaylandı. Türkiye, Akkuyu Nükleer Santrali’nden vazgeçerse ya da başka bir şirkete yaptırmaya kalkarsa, önce TBMM’yi toplayıp anlaşmayı iptal etmek zorunda.
Bunun yanında, 20 milyar dolarlık finansmanın tümünü üstlenerek, Yap-İşlet-Devret modeliyle nükleer santralin yapımına başlayan Rusya’ya, geriye dönük olarak işletilecek faizle oldukça yüklü bir tazminatın da ödenmesi gerekecek.
Rusya tırlara yönelik hamlesinin yanı sıra, doğal gaz konusunda da, peş peşe açıklamalar ve adımlarla, Türkiye’nin “restini gördüğünü” ortaya koydu.
Gazprom, Türkiye’nin 2016 yılı için artan ihtiyaçlar nedeniyle, Mavi Akım’dan üç milyar metreküp ilave doğal gaz talebini reddetti.
Gazprom ayrıca AB yaptırımları nedeniyle iptal edilen Güney Akım doğal gaz boru hattının 16 milyar dolarlık “Türk Akımı Boru Hattı” ile Türkiye üzerinden geçmesini içeren projenin kapasitesini de yarı yarıya düşürdüğünü ve projeyi bir yıl erteleyebileceğini açıkladı.
Moskova peş peşe gelen bu adımların yanı sıra Türk gıda ürünlerinin denetimini daha da sıkılaştırdı. Gümrük geçişlerinde zorluklar çıkartmaya başlayan Rusya tonlarca meyve ve sebzeyi hızla iade ederek, Türkiye’den yapılan ihracata da büyük darbeler indirebileceğinin işaretlerini veriyor.
Rusya’daki ekonomik kriz nedeniyle, Rus turist sayısındaki düşüş, Temmuz ayında Suruç’taki IŞİD saldırısı sonrasında daha da hızlandı. Rusya Federal Turizm Ajansı, Rus vatandaşlarına, Türkiye’de terör tehdidinin arttığını duyurarak, “gitmemeleri” çağrısında bulundu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Türkiye açısından, durumu daha da kritik hale getiren asıl sorun ise Rusya’nın askeri ve siyasi alanda attığı son adımlar. Başkan Putin’in Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’ndaki konuşmasında, “Suriye’de IŞİD’e karşı sadece Suriye Ordusu ve Kürtler savaşıyor” açıklamasının ardından yaşanan gelişmeler, Erdoğan ve Türkiye’yi sıkıntılı bir tabloyla karşı karşıya bıraktı.
IŞİD’e karşı savaşan en güçlü silahlı grupların başında gelen PYD’nin Eş Başkanı Salih Müslim, daha önce Moskova’ya yaptığı ziyaretlerin ardından, 9 Ekim’de Putin’in Orta Doğu Özel Temsilcisi ve Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Mikhail Bogdanov’la buluştu.
PYD bu buluşmanın ardından Moskova’da düzenlenen “IŞİD’e karşı uluslararası koalisyonun kurulma perspektifi” konferansına da Eş Başkan Asya Abdullah başkanlığında bir heyetle katıldı.
PYD’nin Moskova’da temsilcilik açmasının gündemde olduğu aynı hafta içinde, Suriye Devlet Başkanı Esad’ın Moskova’ya davet edilmesi, görüşme sonrası Başkan Putin’in “Suriye Ordusu ve Kürt güçlerin birleşmesi” gerektiğini söylemesi, özellikle Türkiye açısından tabloyu çok farklı bir boyuta taşıdı. Erdoğan ve AKP hükümetinin Suriye politikalarına da ağır darbe indirdi.
Rusya’nın Kürtlerle yakınlaşması Kürt Petrolünün kontrolündeki rekabetin yanı sıra PKK bağlantısı nedeniyle PYD’yi “terör örgütü” kabul eden Türkiye ile Rusya’yı bir kez daha karşı karşıya getirdi. İçeride PKK ile savaşan AKP iktidarı ve Erdoğan açısından PYD’nin, Rusya ve ABD tarafından “müttefik” olarak nitelendirilmesi, Suriye sorununda Türkiye’yi yalnız ve izole durumda bırakıyor.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ekonomik şantajına ekonomik, siyasi ve askeri hamlelerle yanıt veren Rusya bir yandan da Denizbank’ı satın alarak faaliyet gösteren Rus Sberbank’ın İstanbul 3. Havaalanı’nın 4,6 milyar euroluk finansman paketine destek vererek, “ilişkilerin daha fazla kötüleşmesini istemediği” mesajını verdi.
Bu arada, uzun yıllar Moskova’da görev yapan deneyimli gazeteci Türk-Rus Araştırmaları Merkezi Başkanı Hakan Aksay’ın gündeme getirdiği bir iddia ise Rusya-Türkiye ilişkileri ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Rusya’nın IŞİD’e karşı Suriye’de devreye girmesine gösterdiği tepkiye farklı bir boyut katıyor.
Rusya Yakın Doğu Enstitüsü Başkanı Yevgeniy Satanovski Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı “Suriye’deki iç savaştan kazanan ve teröristlerin ana sponsorlarından biri” olarak nitelendiriyor. Satanovski Rusya’nın düzenlediği harekâtla “Erdoğan’ın cüzdanına bastığını” iddia ediyor.
Aksay’ın aktardığına göre, Rusya’nın önde gelen Orta Doğu uzmanlarından Satanovski IŞİD’in petrol ticaretinden Türkiye’nin pay aldığını, IŞİD’in Suriye’deki arkeolojik eserleri, Türkiye üzerinden sattığını, insan ticareti, buğday ve un ticaretinden Türk hükümetine ciddi paylar ödendiğini öne sürüyor.
Zülfikar Doğan